Çarşamba, Temmuz 6Önemli Haberler
Shadow

Bugün Hıdırellez…

Yeniden bahardayız. Aylardan Mayıs…Baharın müjdecisi Ruz-i Hızır denilen Hızır-İlyas günü geldi çattı yeniden. Bugün Hıdırellez…O gün tam da bugündür işte. Hızır vede İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün, yani Hıdırellez… Türk-İslam tarihinde büyük bir değere sahip bir gün. Hayat suyu (Ab-ı Yaşam) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış olan Hızır’ın bilhassa baharda ortamızda dolaşarak, bolluk vede sıhhat dağıttığına inanılmaktadır. Kışın bitişinin baharın gelişinin simgesi, renk renk çiçeklerin mis kokusunu içimize sindiği gün bugün. Ondandır insanoğlunun daima baharı hayal etmesi. Sevda mevsimidir bahar, umudun, sevincin, düzgün dileklerin, yeni açılan sayfaların mevsimi…Hıdırellez ile ilgili yazılı kaynak yoktur lakin hızır inancından hareketle bahar bayramı ile özdeşleşmiştir. Hıdırellez düş kurma günüdür aslında. Bir evvedelki jenerasyondan Hıdırellez kutlamalarını dinleyince ‘Nerede o eski Hıdırellezler?’ demek geçiyor insanın içinden…Ne hoşmuş o vakit yaşananlar. Hıdırellez günü erkenden kalkıldığını, eski bağdadi meskenlerin kapılarının aralandığını, genç kızlar için hazırlanan sandıkların açıldığını göremeyen bizler ne çok şeyler kaçırmışız aslında. O günler ne kadar temizmiş. Herkesin tek isteği meskenlerine rahmet dolması, genç kızların düzgün bir evlilik yapması, tahsil görenlerin büyük adamlar olmasıymış. Ak ( Erkekaz ) kâğıtlara dilekler yazılır, dilekler kırmızı kurdele ile gül koluna asılır hatta gül tabanına açık cüzdan bırakılırmış. Böylece bolluk vede rahmete ulaşmak, varlıklı bireyler olmak hayal edilirmiş. Temelan paralar ya da gül tabanına bırakılan cüzdanlar ise sonraki sabah erkenden geri toplanırmış. Hıdırellez sabahı dilek dilemek üzere kavak ağacı yaprağına üç zeytini bir sarıp, bunu iç çamaşırına koymanın bile rahmeti varmış. Rahmet bu yapraktaymış. Günün sonuna kadar dayanabilenlerin sabırlı olduğuna inanılır, sabır gösterenlerin ileride okulunda, işinde muvaffak olacağı düşünülürmüş. O gün bayanların çocuklara seslenişleri, sütçünün gelişi, simitçinin, turşucunun, yoğurtçunun, şambalicinin geçişi dahi heyecanla beklenirmiş. Tüm bunların sevginin, mutluluğun, rahmetin işareti olduğuna inanılırmış. Diğeri yandan bahar akşamının ışıltısında, Hıdırellez ateşi yakılır, mahallenin her iki ucu tutularak, işinden meskenine gerçek gelen insanların yolu kesilir, toplanan paralarla çerez vede meşrubat alınırmış. Tüm çocuklar odun modülleri vede bulduğu eski bezleri ateş yakılan yere yanlışsız götürür, herkesin bir hissesi olurmuş yanan ateşte. Od üzerinden atlamanın nazardan vede hastalıktan koruduğuna inanılırmış. Gençler müzikler söyler, ateşten atlarken memnunluk ile hüzün, acı ile sevinç, ortak vede yordamınca yaşanırmış. İnsanların gözlerinde beliren samimiyet, yaşanıp gidenlerin, söylenip bitenlerin, gelip geçenlerin kırılmışlığını yok edermiş. Kapı önü sohbetlerinin başladığı günmüş Hıdırellez. Minderini, tokmağını, çayını, çekirdeğini alan kapısının önüne otururmuş. Hele Hıdırellez akşamının sonraki günü gidilen piknikler için anlatılanlar…İşte o yıllar ne çabuk gelip geçmiş…O kadar çabuk tüketmişiz ki her şeyi…Artye bir tek tablet vede akıllı telefonlar kalmış elimizde…Bizi bir vede birlikte yapan mutluluklar kayıp gidivedermiş elimizden.. Bu türlü olunca da ne eski Hıdırellezler kalmış ne de eski keyifler elimizde…

Bir cevap yazın

istanbul escort | beylikdüzü escort | istanbul escort bayan | tesettürlü escort | halkalı escort | kayaşehir escort | şirienevler escort |