Pazar, Ocak 23Önemli Haberler
Shadow

Aida, görkemli bir uzunluk gösteriş

Severken uzak düşülmüş, uzun koca bir ayrılıktan sonra, kavuşma anına yaklaşıldıkça insan bünyesinde beliren o tedirginlik, sevinç, heyecan… 2040 kişilik AKM Opera Salonu’nda hıncahınç toplaşmış seyircinin birinci gösterim öncesinde, 93 m2’lik opera çukuruna, perdeye hakikat akışan his ırmağının, yapıta emeği geçenlerin selam sahnesinde ışıyan bir his seline dönüşmesi… Alkış ve selamlarla giderilmesi uzun süren nasıl derin hasret…

UZUNLUK GÖSTERİŞ
Sonunda buluşuldu. 7-8 Kasım’da İstanbullu seyirci, evvelden gözbebeğimizdi, tekrar gözbebeğimiz olsun çok istediğimiz, olacağı da görünen Atatürk Kültür Merkezi’mizde, Ankara Devlet Opera ve Balesi üretimi, Antalya ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi takımlarının da eşlik ettiği Aida’nın görkemli uzunluk gösterişini izledi. Hem de nasıl bir uzunluk gösteriş. Orkestrasından, orkestra şefinden sahneye koyan rejisörüne, tenorundan mezzosopranosundan tüm yorumcusuna, çocuk bale dansçısından at oyuncusuna, birbirleriyle göz alıcı ahenkleri bir örnek renk parçacıklarıyla zenginleştirilmiş dekorundan, kostümünden ışık dizaynına, en yüksek alkışı alan anlardan birine yol açan bale dansçılarından koreografisine, opera sanatıyla dünya kültürüne en değerlilerinden eserler miras bırakmış Verdi’ye şık, ağırbaşlı fakat kucak dolusu bir esenleyiş. Çok güçlü, melodik, dramatik yeniden de şık mi şık Verdi…

İNSAN SESİ İLE TABİAT SESİ
Aşk mı vatan mı? Sevgili mi baba mı? Düşmana vefat mü, yenilenlere merhamet mi? Düzgünlük mi intikam mı? Sevgi mi taht mı?.. Çelişkiler yeğleyişler… Aida’nın tasalar içinde yaptığı seçimin, Ramades’in ateşli sevgisinin peşinden gidişinin, Amneris’in kıskançlık ile başladığını pişmanlık ile kat edişinin, kısaca istek arzu inançtan oluşan “ben”in yankılandığı aryalar, ansamblların insan sesiyle, Nil’in üstündeki gümüş pırıltıların ya da titrek ürpertilerin kaynağı kıpırdanışların anası tabiatın çalgılarla sese bürünüşünün birbirini giyindiği.

VARLIĞIMIZI OLUŞTURMAK
Eski Mısır’da Firavunlar çağı ya, insan kendini bilmedikçe pekâlâ her çağ da dolu değil mi, dolu olmayacak mı bu türlü dramla? İnsan hem kendi tabiatını hem doğayı tanıyacak, kendini ve içinde varlığını sürdürdüğü yeri, olayı, anı bilecek ki çağlar güzelleşecek. Bu Aida üzere bu türlü sanat yapıtlarıyla etkileştiği tecrübelerle değişip dönüştükçe, iyi-güzel-doğrunun elinden tutup bilinçliliğin izini sürdükçe varlığını sürdürmekten çok oluşturmayı önemseyerek. Sanata evet. Künye: Orkestra Şefi Can Okan; Sahneye Koyan Vincenzo Grisostomi Travaglin; Ankara, Antalya ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra, Koro ve Balesi; Aida Feryal Türkoğlu, Ramades Murat Karahan; Amneris Ezgi Karakaya; Amonasro Eralp Kıyıcı; Ramfis Tuncay Kurtoğlu; II Re Göktuğ Alpaşar; Sacerdotessa Ceren Aydın; Messaggero Serkan Bodur; Dekor Tasarımı Özgür Usta, Kostüm Tasarımı Savaş Camgöz-Gürcan Kubilay; Işık Tasarımı Giovanni Pirandello; Koro Şefleri Uzman Seyrek-Paolo Villa; Koreograf Sergei Terechenko.

Bir cevap yazın